Yazan: prematureyizbiz Mayıs 9, 2007

Her beş bebekten birinin öğleden sonra geç saatlerde başlayan ve gece yatma zamaınına kadar süren ağlama krizlerine tutuldukları biliniyor. Kolik ağlaması normal ağlamadan farklıdır ve bebek sakinleştirilemeden saatlerce ağlar; nadiren ağlama 24 saat boyunca sürer Genellikle kolik ağlaması her gün tekrarlar, bazen bir gece ara verdiği görülür.
Klasik anlamda koliği olan bir bebek dizlerini yukarı doğru çeker, yumruklarını sıkar ve hareketleri artar. Gözlerini yumabilir veya sonuna kadar açabilir, alnı kırışır, hatla kısa bir süre nefesini tutar. Bağırsak hareketleri hızlanır ve gaz çıkarır. Beslenme ve uyku düzeni ağlamayIa bozulur; bebek huzursuzlaşır Meme aranan bir bebek emmeye başladıktan kısa bir süre sonra ağlayarak emmeyi bırakabilir veya tam uykuya dalmışken birkaç dakika sonra uyanarak ağlamaya devam edebilir. Her bebekdeki kolik nöbetleri tarklıdır ve her anne-babanın tutumu değişiklik gösterebilir.
Kolik genellikle ikinci veya üçüncü haftada (prematüre bebeklerde daha sonra) başlar ve altıncı haftada en kötü düzeye ulaşır Bu kabusun sonsuza kadar sürceği düşünülür ancak on ikincı haftada sorun düzelmeye başlar; üçüncü ayda sorun tamamen ortadan kalkar (yine prematüre bebeklerde daha geç). Nadiren dördüncü veya beşinci aya kadar devam eder. Kolik birdenbire veya yavaşça sona erebilir. Arada iyi günlerin olduğu dönemler bulunabilir ve bir süre sonra da tamamen düzelir.
Bu günlük ağlama dönemlerine kolik denir.Koliğin nedeni bilinmemektedir. Teorilerse çoktur Bunlardan bazıları çoktan terkedilmiştir: kolikli bebekler akçiğerlerini çalıştırmaya başlıyorlar (kanıtlanmadı); meme emen bebekIerde annenin yediklerine, biberonla beslenen bebeklerde ise mama içeriğine karşı alerji veya duyarlılık gelişiyor (bazen neden olabilir); annebabanın deneyimsizliklerinden kaynaklanabilir (kolik ikinci ve üçüncü çoçuklarda daha seyrek görülmez, ancak anne-babalar bebeği susturma konusunda daha idmanlı olabilirler); kolik kaIıtsaldır (bazı ailelerde daha yaygın değildir); gebelik veya doğum komplikasyonları olanlarda kolik daha yaygındır (istatiksel olarak kanıt yok); açık hava koliği artırır (pratikte birçok anne-babanın kolikli bebeklerini yatıştırmada buldukları tek yöntem onu açık havada dolaştırmaktır)
Bebeklerin anneleri sinirli olduğu zaman kolik oldukları teorisi tartışmalıdır. Birçok uzman bebeğin ağlamasının annenin sinirini bozduğunu düşünüyorsa da koliği arttıran annenin sinirliliği değildir; onu ağırlaştıran faktördür.
Güncel bir teoriye göre ağlamak yeni doğmuş bebeğin olgunlaşmamış fizyolojisinden kaynaklanır. tüm bebekler ağlar ve kolik bu normal davranışın aşırı formudur. Başkaları da olgunlaşmamış sindirim sisteminin gaz geçerken aşırı kasıldığını ve kolik ağrısına neden olduğunu öne sürüyorlar. Üçüncü bir teoriye göre bebeğin vücudundaki progesteron düzeyi doğumdan sonra çok azaldığından ağrılı bağırsak spazmları görülür. Dördüncü bir açıklama ise bebeğin olgunlaşmamış sinir sisteminin istenmeyen bir davranış olan ağlamaya engel olamamasıdır.
En mantıklı açıklama, çok fazla ağlamayan yenidoğan bebeklerde tüm uyaranlara karşı blokaj olmasıdır ancak birinci ayın sonunda bu mekanizma ortadan kalkar ve dışarıya karşı daha uyanık olurlar. Uyaran bombardımanı altındaki bebek akşam saatlerinde iyice gergin ve uyarılmış olur. Sonuçta nedensiz ağlamalar görülür. Beşinci ayın sonunda bebek bu uyaranlarla başa çıkmaya başlar ve kolik sona erer.
Koliği artırıcı çevresel bir faktör olarak, nedeni tam olarak açıklanamasa da, evlerdeki si gara dumanı gösterilmiştir. Evde sigara kullanan kişi sayısı ne kadar fazlaysa bebekte kolik görülme olasılığı ve koliğin şiddeti artmaktadır.
Kolik ve paroksismal ağlama konusunda sevindirici nokta bu bebeklerin fiziksel ve duygusal olarak yıpranmamasıdır (aynı şeyi anne-babaları için söylemek güçtür) ve sonradan gayet iyi gelişme gösterip, diğer çocuklara kıyasla davranış bozukluğu göstermezler. Bebekliklerinde canhıraş bir şekilde ağlayanların sessiz sakin ağlayanlara kıyasla ileride problemlerin çözümünde daha iyi oldukları gösterilmiştir. En rahatlatıcı olan yanı ise sonsuza kadar sürmeyecek olmasıdır.
Kaynak: hastarehberi.com
Yazı kategorisi: Kolik, Sık Sorulanlar, Yenidoğan | 1 Yorum »
Yazan: prematureyizbiz Nisan 27, 2007
Erken doğum yapan annelerin ve eşleri erken doğum yapan babaların çoğu buna neden olmak için ne yaptıklarını merak ederler ve suçluluk duyarlar. Vakaların büyük çoğunluğunda erken doğumu önlemek için yapılabilecek hiçbir şey yoktur. Erken doğum hakkında yanlış bilinenler şunlardır:
- Üçüncü üç ay içinde cinsel ilişki
- Endişelenmek
- Kötü düşünceler
- Eşinizle tartışmalar
- Uçak yolculuğu
- Kötü yemek
- Yüzme
- Sıkı kıyafetler, özellikle pantolonlar
- Üşümek
- Bir akrabanın veya arkadaşın kıskançlığı
- Doğum
Erken doğan bebeklerin yaklaşık olarak yüzde 20’sinin, annenin veya bebeğin durumu nedeniyle erken doğurtulmaları planlanlanmıştır. Bunların çoğu, doğumun stresinden kaçınmak için sezaryen ile olmuştur. Diğer bir yüzde 30, membranlar yırtıldıktan sonra erken doğuma girmiştir ve erken doğumların yaklaşık olarak yarısı erken doğumun başlamasından sonra doğurtulmuşlardır.
Eğer bebek ölümcül tehlike içindeyse, doğum başlatılır veya ameliyatla doğum önerilir.
Bir sezaryene ihtiyaç duyma şansı taşınan bebek sayısı ikiz, üçüz ve daha fazlasına gittikçe artmaktadır. Bu, büyük ölçüde rahmi paylaşanların, alışılmış başaşağı pozisyonundan farklı olarak aldığı pozisyonlara bağlıdır.
Eğer anne yüksek risk durumuna sahipse ve/veya çok erken bir doğum yakınsa, doğum için bir yüksek-risk merkezine transfer edilebilir. Bu, kendisinin ve bebeğinin –çok özel bir bakıma gereksinimi olacak olan bebeğinin- ihtiyaçlarının karşılanmasına imkan verecektir. Doğumda bebeğinizin ve sizin ihtiyaçlarınızı tamamen ve hızlı şekilde karşılanmasını garantilemek için yeterli hazırlığın olduğuna emin olacağınız bir hastane seçin. Gerekli teçhizat ve personel açısından hazırlıklı olmak, bunlara ihtiyacınızın olmasından ’iyidir.
Eğer bir bebeğin beklenmedik şekilde prematüre olduğu bulunursa ve/veya çeşitli tipteki komplikasyonlar gelişirse, ihtiyaçlarının karşılanabileceği bir doğum öncesi merkeze ambulansla götürülebilir. Tıbbi durumu stabilize olduğunda, eve gitmeye hazır olana kadar büyüyüp olgunlaşmaya devam edeceği, evine daha yakın olan hastaneye çoğu kez geri gönderilir. Bu transferler aileyi hayal kırıklığına uğratıyor olsa bile, Doğum Öncesi Yoğun Bakım Ünitelerinin ve prenatal tedavi merkezlerinin gelişimi, daha çok sayıda küçük bebeğin hayatta kalmasına ve büyümesine imkan veren başlıca ilerlemelerdir.
Prematüre Doğumu Azaltmak
Tüm erken doğumları önlemek mümkün değildir, fakat sayıyı azaltacak bazı şeyler bulunmaktadır. Bunlar iyi bir doğum öncesi bakımı ve hamilelikler arasında iyi bir tıbbi bakımı kapsamaktadır. Yüksek-risk durumuna veya herhangi bir kronik veya akut sağlık durumuna sahip olan kadınlar sık sık doktorlarını görmelidirler. İyi beslenme, uygun kilo artışı veya sigara içmeme de erken doğum oranını azaltacaktır.
Kaynak: prima
Yazı kategorisi: Annelik, Sık Sorulanlar | 1 Yorum »
Yazan: prematureyizbiz Nisan 12, 2007
GÖZ MUAYENESİ
(ROP yani prematürelik retinopatisinin gelişip gelişmediğinin tesbiti için bir göz doktorunun muayene etmesi şarttır. İlk kontrol bebek doğduktan 5 hafta sonra yapılmalıdır. Erken teşhiste tedavisi olan bu göz rahatsızlığı geç teşhis edilirse körlüğe kadar varabilen sonuçlara ulaşabilmektedir. Fakat bu muayeneyi her göz doktoru yapamamaktadır. İstanbulda bulunanlar için, Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde ve İstanbul Tıp Fakültesinde ROP muayenesi yapılmaktadır. Diğer illerde de üniversite hastahanelerinde bu muayene yapılıyordur).
FİZİK MUAYENE
(Özellikle I. Grup prematüre bebeklerde çocuk doktorunuzun dışında bir fizyoterapistin de muayene etmesi çok faydalı olacaktır. Spastisite, refleks canlılığı ve bunun gibi motor gelişimi etkileyebilecek sorunlar erken teşhis edilirse tedavileri fizik tedaviyle yapılmaktadır. Bebeğiniz en az 1 veya 2 aylık olunca bu kontrolden geçmesinde çok büyük fayda bulunmaktadır).
NÖROLOJİK MUAYENE
(Özellikle I. ve II. Grup prematüre bebeklerin pediatrik nörolog muayenesinden geçmesinde fayda vardır. Bir sorun olmasa dahi bir müddet nörolojik muayeneler yaptırılmalıdır. Özellikle yoğun bakımda sarılık, havale veya beyin kanaması geçiren bebeklerde nörolojik muayene şarttır. Bu tip sorunlar yatanmamış olsa bile en azından bir müddet, çocuk nöroloğunun takibinde olmasının zararı olmayacağı gibi, pek çok faydası dokunacaktır. Bu konuda anne-babaların gözünden önemli olabilen bazı detaylar kaçabilmektedir).
İŞİTME MUAYENESİ
(Doğum ağırlıkları 1500 gramın altında olan bütün bebeklerin işitmeleri dikkatli değerlendirilmelidir. Bunun dışında ailede sağırlık öyküsü varsa, bebek menenjit (beyin zarı iltihabı) veya hiperbilirübinemi (sarılık) nedeniyle kan değişimi geçirmişse, zor ve uzun sürmüş doğumla doğmuşsa, rahim içi enfeksiyon öyküsü varsa işitme muayenesi mutlaka yapılmalıdır. İşitme muayenesinin bebek altı aylık olmadan yapılması önerilmektedir. Bu tip işitme muayeneleri yine üniversite hastahanelerinin odyoloji servislerinde yapılmaktadır.
Kaynak: gebelikrehberi.com
Yazı kategorisi: Doktor kontrolleri, Sık Sorulanlar | » yorum bırak;