Prematüreyiz Biz

Prematüre bebeklerin anne-babalari icin destek grubu

  • Monitörlerin sinir bozucu seslerini unutmayanların, el dezenfektanının kokusunu zaman zaman hatırlayanların, kuvöz camına alnını dayayıp titrek titrek inip kalkan o minik göğüsü saatlerce izleyebilenlerin, besleme tüplerinin inceliğine hayret edenlerin, bebeğinin nefesi durduğunda ölüp sonra yeniden doğanların, kaç aylık/haftalık olduğunu hesaplarken bir kronolojik bir de düzeltilmiş yaş arasında gidip gelenlerin, prematüre bebek bakımının tüm ayrıntılarını öğrenmeye çalısırken kendini doktor gibi hissedenlerin, minik meleklerin sabırlı ailelerinin psikolojik destek ve bilgi alisveris merkezi
  • Arşiv

‘Olası Riskler’ Kategorisi için Arşiv

Rahim İçi Gelişme Geriliği

Yazan: prematureyizbiz Şubat 16, 2007

Diyelim bir bebek bekli­yorsunuz; en çok neyi merak edersiniz? Cinsi­yetini, göz rengini, saçla­rını burnunu, kilosunu… Ultrasonografiden edindiğiniz izlenimlerle, çeşitli fikirler yürütür, sohbetler edersiniz. Ama biri size, bebekle il­gili en önemli isteğinizi sorduğu za­man ilk aklına gelen, göz rengi, burnu, kilosu değildir; “Önce sağlıklı olsun” cümlesi dökülür du­daklarınızdan.

Gerçekten de her bebek için ilk dilek; sağlıktır. İşte bu yüzden hamilelik dönemindeki rutin kontroller, doğacak bebeğin sağlığının takibi açısından son de­rece önemlidir. Öyle ya karnımız kapalı bir kutu. İçimizde tek bir hücrenin milyonlarca kez bölüne­rek, küçük bir insan haline gelme­sini göremeyiz.

Küçük tekmeleri ve dönmesi dışında bebeğimizin sağlı­ğıyla ilgili bilgi alabileceğimiz kişi; yalnızca doğum uzmanlarıdır. An­cak bazı durumlarda, uzmanların bebeğimizin gelişimiyle ilgili verdi­ği bilgi tedirgin edicidir. Eğer uz­manınız ‘Rahim içi Gelişme Geriliği’nden bahsediyorsa, artık daha dikkatli ve titizlik göstereceğiniz günler sizi bekliyordur…

RAHİM İÇİ GELİŞME GERİLİĞİ NEDİR?

Uzmanların İntra Uterin gelişme geriliği olarak da tanımladığı Ra­him içi Gelişme Geriliği, bebeğin, anne karnındaki gelişiminin ortala­ma değerlere göre olması gereken­den daha geride bulunması ve ol­ması gereken ile mevcut olan ara­sındaki farkın giderek daha da art­masıdır.

Örneğin son adet tarihi­ne göre 16 haftalık gebeliği olması gereken bir anne adayının, ultrason ile yapılan ölçümlerinde bebeğinin 13 haftalarda çıkıyor, yani 3 hafta­lık bir fark söz konusu. Bundan bir ay sonra yapılan değerlendirmeler­de ise son adet tarihine göre 16+4 = 20 haftalık olan gebelik yaşı, ultrasonda ise 13+4 = 17 olması bek­lenirken, diyelim ki 15 haftalık çı­kıyor. Bu durumda son adete göre gebelik yaşı ile ultrasona göre ge­belik yaşı arasındaki fark 3 hafta iken 1 ay sonra 5 haftaya çıkmış. İşte bu örnekteki gibi, bebeğin gelişiminin giderek daha geri kalması durumu, Rahim içi Gelişme Geriliği olarak adlandırılıyor.

Her yüz hamileden 7’sinde görülen Rahim içi Gelişme Geriliği’nde bebekler akranlarına göre daha küçük dünyaya geliyor. Tabii birçok sorunla beraber… Ancak Rahim içi Gelişme Geriliği’nin çok iyi bilinmemesi nedeniyle bu sorunla doğan bebekler, genellikle prematüre (vaktinden önce doğan) bebeklerle karıştırılıyor. Oysa bu iki durum, sonuç olarak küçük doğmaları nedeniyle birbirine benzeyen bebeklerin doğumuna neden olsa da aralarında temel farklılıklar var.

Prematüre bebek; anne karnında geçirmesi gereken süreyi bütünüyle tamamladığı için hem gelişmesi eksik kalmış, hem de doğum ağırlığı düşük olarak doğmuş oluyor. Bu bebeklerin, normal doğum sürelerini tamamlamadan dünyaya gelmiş olmaları; doğum sonrasında dış dünyaya uyum zorluğu görülüyor. Bunun için de uzmanların tıbbi desteğine ihtiyaç duyuyorlar. Oysa Rahim içi gelişme gelirinde ise, bebeğin anne rahmindeki büyümesi değişik nedenlerle kısıtlanmasına rağmen; organ gelişimi doğumun gerçekleştiği gebelik haftasına tamamen uygun.

BEBEK NASIL ETKİLENİYOR?

Rahim içi Gelişme Geriliği saptanan bebekler çeşitli sağlık sorunu yaşamaya aday olarak dünyaya geliyorlar. Üstelik bu sorunlar yalnızca bebeklik dönemine ait değil. Çocukluk ve ergenlik dönemine de uzayabiliyor. Bu konuda yapılmış araştırma sonuçları durumun ciddiyetini ortaya koyuyor. İşte size çarpıcı bir iki sonuç…

• Büyüme gelişme geriliği olan bebeklerde, normal doğan bebeklere göre, doğum ve doğum sonrası erken dönemde bebek ölüm oranı 8 kat yüksek.

• Doğum öncesi dönemde asfiksi ve buna ait sorunlar, normal doğan bebeklere göre, 5 kat daha yüksek.

• Deri altı dokularındaki yağ ve karaciğerdeki şeker depolarının ye­tersizliği, doğum sonrası erken dö­nemde sık olarak vücut ısısı ve kan şekeri düşmesine neden oluyor.

• Büyüme ve gelişme geriliği olan bebeklerin % 30-40′mda öğrenim çağında öğrenme ve davranış bo­zuklukları ortaya çıkar.

RİSK FAKTÖRLERİNE DİKKAT!

Rahim içi Gelişme Geriliği sorunu yaşayan fetusların (anne karnında­ki dönem) yüzde 75′inde bu olaya neden olan çeşitli risk faktörleri söz konusudur. Ancak bu riskler daha çok anne adayında görülen çeşitli hastalıklar, genetik özellikler ve hamilelik sırasındaki olumsuz ya­şam koşullarına ait. Araştırmalara göre belirlenen risk faktörleri şun­lar;

• Daha önceden aynı sorunlara sa­hip bir bebek doğurmuş olmak,

• Gebelik zehirlenmesi (eklampsi, preeklampsi)

• Kronik hipertansiyon.

• Diyabet,

• Gebelik süresince sigara kullanımı,

• Özellikle son 3 ayda yetersiz kilo alımı.

Anne adayındaki bu risk faktörleri­nin önemli bir kısmı, bebeği anne rahminde besleyen plasenta adı ve­rilen organda, damar hasarı yara­tarak, bebeğin beslenmesini kısıtlı­yor. Ve bu kısıtlanma farklı du­rumlar yaratabiliyor. Uzmanların simetrik ya da simetrik olmayan gelişme geriliği olarak açıkladığı bu farklılık sonucu, anne karnındaki gelişimleri de değişiyor.

Rahim içi Gelişme Geriliği ile doğan her yüz bebekten 60′mda karşılaşılan Asi­metrik Rahim içi Gelişme Gerili­ğinde; bebeklerin merkezi sinir sis­temini ön planda koruyan meka­nizmalar nedeniyle, kafa çapının normal olmasına rağmen, özellikle karın çevresindeki büyüme sınırlı kalıyor.

Asimetrik gelişme gerili­ğinde, genelde hamileliğin son dö­nemlerinde aniden ortaya çıkan yüksek tansiyon veya diyabet gibi hastalıkların etkisiyle bebeğin yağ depoları azaldığı için bu şekli alı­yor. Her yüz bebekten 40′ında gö­rülen simetrik olarak tanımlanan durumda ise, tüm vücut kısımları­nın büyümesi, doğru orantılı ola­rak geri kalmakta. Ancak bu ciddi sonuçları olan bir durum. Uzman­lara göre simetrik rahim içi gelişme geriliği olması için çok önemli risk faktörlerinin, fetusu etkileyen kro­mozom kusurlarının veya enfeksi­yonların yaşanması gerekiyor.

NASIL TEŞHİS EDİLİR?

Hamilelik döneminde yapılan rutin sağlık kontrolleri sırasında rahmin olması gereken küçük olmasının yanı sıra, ultrasonografide bebeğin haftasına göre olması gereken ağır­lıktan düşük, ölçütlerinin de küçük olmasıyla teşhis ediliyor. Bu muayeneler sırasında bebeğin ölçüm değerlerinin normal bebeklere göre alt ve üst sınırlar arasında olması gerekiyor.

Ancak, Rahim içi Gelişim Geriliği tanısı koymanın zor olduğunun bi­linmesi gerekiyor. Bu nedenle ult­rasonografide bebeğin baş çevresi, baş çapı, karın çevresi ve uyluk ke­miği ölçümleri bir arada değerlen­diriliyor. Eğer bu ölçümlerde be­bek, olması gerekenden 2 haftalık geride ise Rahim içi Gelişme Gerili­ği düşünülüyor. Rutin takiplerde bu geriliğin devam etmesi tanıyı güçlendiriyor. Rahim içi Gelişme Geriliği konusunda yardımcı bir tanı yöntemlerinde biri de renkli ultrason olarak da bilinen doppler ultrasonografidir. Burada bebeğe giden damarlardaki kan akımları değerlendirilerek, yeterli beslenip beslenmediği kontrol edilebiliyor.

NASIL ÖNLENİR?

Rahim iç Gelişme Geriliği ile müca­delenin yolu; anne adayının önce­likle rutin hamilelik kontrollerini ihmal etmemesi gerekiyor. Çünkü erken dönemde teşhis konulmasıy­la anne rahmindeki bebeğin kısıtlı olan beslenmesinin arttırılması sağ­lanıyor. Beslenmenin çoğalması, bebekte ortaya çıkabilecek sorunların da azalması demek… Gerekti­ğinde ise, en uygun koşul ve za­manda bebeğin doğumu gerçekleş­tiriliyor.

Uzmanların, Rahim içi Gelişme Geriliği teşhisi koyduğu anne adaylarında dikkat ettikleri nokta­lar şunlar;

• Kronik hipertansiyon, diyabet, çok erken yaş (18 yaşından küçük) ve ileri yaş gebeliği (35 yaşından büyük), çoğul gebelik gebelikler, gebelik esnasında beslenme yetersizliği olan gebelerin doğum öncesi takip­leri daha sık aralıklarla ve daha detaylı yapılıyor.

• Gebelikte sigara içimine izin ve­rilmiyor.

• Çok ağır efor gerektiren çalışma hayatı ve çevre kirliliğine neden olan koşullarda çalışmaması konu­sunda uyarılıyor.

• Daha önce başkaca bir nedenle kromozom anomalisi var olan çift­lerden, gebelik öncesinde bu açıdan da bir risk taşıyıp taşımadıklarının belirlenmesi için karyotip tayini adı verilen genetik analizin yapılması isteniyor.

• Anne adayının ve dolayısıyla fetusun muhtemel enfeksiyonlara karşı ya gebelik öncesi Hepatit B ya da tetanoz gibi aşılamalarla ya da gebelik esnasında alınacak ted­birlerle koruması sağlanıyor.

ERKEN DOĞUMA NEDEN OLABİLİR

Rahim içi Gelişme Geriliği duru­munda erken teşhis konulması du­rumunda mevcut sistemik hastalık­ların hızlı bir şekilde tedavi edilme­si, sigara içilmesinin engellenmesi, zengin diyet ve bol sıvı alımının sağlanması ve yatak istirahatının desteklenmesi hayat kurtarıcı ted­birler arasında sayılıyor. Ancak bü­tün bu tıbbi ve destek tedavilerine rağmen bebeğin anne rahmindeki büyüme ve gelişmesindeki kısıtlılık artıyor ya da tamamen duruyorsa; akciğerlerini olgunlaştıracak teda­viler yapılıyor. Ve bebeğin doğum sırasında daha az zarar görmesi ge­rektiğinden, doğum şekli genellikle sezaryen yöntemiyle gerçekleş­tiriliyor.

Op.Dr.Özgür Leylek

Kaynak: bebekkokusu.com

Yazı kategorisi: Gelişme Geriliği, Olası Riskler | » yorum bırak;

Yeme Yutma Bozuklukları

Yazan: prematureyizbiz Şubat 16, 2007

“Disfalji” de denen yutma bozuklukları merkezi sinir sistemi hastalıkları, gastroentestinal hastalıklar, prematüre doğum veya düşük doğum kilosu, damak/dudak yarıkları, solunum problemleri veya kalp hastalıkları gibi durumlardan kaynaklanabilir. Ayrıca otizm veya zihinsel gelişim problemi yaşayan çocuklarda da yutma veya yeme bozuklukları görülebilir…

Yutma ve yeme bozuklukları olan çocuklar konuşma ve lisan patologlarının tedavilerine katkıda bulundukları en karmaşık hasta gruplarından biridir. “Disfalji” de denen yutma bozuklukları merkezi sinir sistemi hastalıkları, gastroentestinal hastalıklar, prematüre doğum veya düşük doğum kilosu, damak/dudak yarıkları, solunum problemleri veya kalp hastalıkları gibi durumlardan kaynaklanabilir. Ayrıca otizm veya zihinsel gelişim problemi yaşayan çocuklarda da yutma veya yeme bozuklukları görülebilir.

Yeme ve yutma bozukluğu olan çocuklar disfaljinin şiddetine, tipine ve buna sebep olan hastalığa göre anne babalara çok farklı işaretler verebilirler. Çok tipik semptomlar şunlardır;

* Çiğneme güçlüğü

* Biberondan veya bardaktan bir şey içmede sorlanma

* Annenin memesini alamama

* Yemek veya içeceği reddetme

* Yeme veya içme esnasında sıkça öksürme

* Çok fazla salya akıtma, ağızda yemek ve içeceği tutamayarak akıtma

* Sıvıların burundan çıkması

* Öğürme

* Öğünlerde kusma

* Öğün zamanı huysuzlaşma ve ağlama

* Sadece belli kıvamda veya belli çeşit gıdaları kabul etme (örneğin sadece blenderda çekilmiş gıdaları yeme)

* Sık üst solunum yolu enfeksiyonu veya zatürree geçirme

* Yaşına uygun kilo alamama

Eğer çocuğunuzun herhangi bir şekilde bir yeme problemi olduğundan şüphe ediyorsanız; ilk yapacağınız, hiç vakit kaybetmeden sizi takip eden çocuk doktoruyla bağlantıya geçmek olmalıdır. Doktorunuzun yapacağı detaylı muayene reflü ve metabolik sendromlar gibi yeme veya yutma problemi olduğu belirlenirse ihtiyaca göre çeşitli tedavi şekilleri belirlenebilir.

Tedaviden maksimum faydanın sağlanabilmesi ve hiçbir şeyin gözden kaçmaması için çocuğunuzun, içinde konuşma ve lisan patoloğunun da bulunduğu bir ekip tarafından takip edilmesi gerekir. Çocuk doktoru, pediatrik gastroentrolog, diyet uzmanı ve psikolog bu takımın diğer önemli üyeleridir.

Değerlendirme aşamasında konuşma ve lisan patoloğunun görevi çocuğunuzun yutmanın hangi aşamalarında ve ne tip yiyecek ve içeceklerde problem yaşadığını belirlemek ve sonrasında da bu bulgular ışığında bir rehabilitasyon programı çizmektir. Rehabilitasyon lokmayı ağızdan daha rahat manipüle etmeyi, farklı yemek ve likitlere karşı olan toleransın arttırılmasını, emme ve içme kabiliyetinin geliştirilmesini, hava yolunu tehlikeye sokmadan güvenli yutma tekniklerinin öğrenilmesini veya çocuğun ihtiyacına göre farklı davranışsal terapi tekniklerini içerebilir.

Aile üyeleri açısından çocuğun probleminin ne olduğunu ve tedavi planını iyi anlamak, tedavinin düzenini aksatmamak, öğrenilen teknikleri evde de uygulamaya çalışmak ve çocuğun tedavisinin parçası olan herkesle bağlantı halinde olarak tedavinin gelişim sürecini iyi takip etmek tedavinin başarısı açısından başta gelen noktasıdır.

E. Burcu Ardaman
Konuşma ve Lisan Patoloğu

Kaynak: annelergrubu.com

Yazı kategorisi: Beslenme, Olası Riskler | 1 Yorum »

Olası Riskler

Yazan: prematureyizbiz Ocak 30, 2007

Prematüre bebeklerde, anne karnında geçirdiği süre 30-33 haftadan az olan bebekler için sık ve 34 haftayı aşmış bebekler için ise daha az rastlanan problemler aşağıda belirtilmiştir:

• Devam eden duktus arteriozus (PDA), doğum sonrası genellikle kapanan ancak özellikle de prematüre bebeklerde açık kalabilen bir kan damarıdır. Sıklıkla PDA kendiliğinden kapanır. Kapanmıyor ve bebeğin hayatını tehdit eden sorunlara yol açıyorsa uygun ilaçlar ile veya bu yeterli olmazsa operasyonla kapatılması gerekebilir.

• İntraventriküler hemoraji (IVH), beyinde meydana gelen bir kanamadır. Beyin içindeki boşlukları kaplayan damar yapılarının, henüz tam gelişmemiş olmasına bağlı olarak, kendiliğinden, herhangi bir travmaya maruz kalmaksızın oluşur. Rutin kafa ultrasonları sırasında tespit edilebilir. Çoğu kanama, doğumdan sonraki ilk birkaç günde meydana gelir ve 3 ya da 4 günlük olanların dışında pek fazla uzun dönemli probleme yol açmaz.

• Mikrobik hastalıklar yine erken doğan bebeklerin en büyük sorunlarındandır. Annedeki bir enfeksiyon genellikle hem erken doğum sürecine yol açar, hem bebeğe de enfeksiyon etkeninin bulaşmasıyla sonuçlanır. Aynı zamanda erken doğan bebeğin bağışıklık sistemlerinin de gelişmemiş olması bu duruma katkıda bulunur.

• Nekrotizan enterokolit (NEC), kalın bağırsak dokularının tepkisidir. Genellikle beslenme başlayana kadar ortaya çıkmaz ve şiddetine bağlı olarak antibiyotikler, serumlar ve bazen de cerrahi müdahale gerektirebilir.

• Prematürite retinopatisi(ROP), bir göz hastalıkları uzmanı tarafından takip edilmesi gereken ve prematüre bebeklerin gözlerindeki anormal kan dokuları anlamına gelir. Sebebi genellikle akciğerlerin tedavisi sırasında mecburen verilen oksijendir. Ancak uzun süre yüksek oranda oksijen alanlarda görülmesi daha olasıdır. Yapılması gerken 34 hafatyı bitirdikten sonra özellikle retina konusunda tecrübeli bir göz hekimi tarfından kontrol edilmesidir. Bu tür bölümler genellikle üniversitelerin göz kliniklerinde bulunmaktadır. Hastalığın derecesine göre lazer veya kriyoterapi gibi tedavi yöntemleri mevcuttur.

• Apne ve bradikardi (Apnea of Prematurity), gelişmemiş solunum ve sinir sistemlerinin bebeklerin nabızlarında düşüşe ve kısa periyotlarla nefeslerinin durmasına yol açmasıdır. Apne sürelerinin sıklık ve uzunluğuna bağlı olarak uygulanacak hassas bir bakım, apnelerin önlenmesi için teofilin türü ilaçlardan faydalanılabilir. Çok ısrarlı olan solunum durmalarında oksijen ve CPAP(burundan basınçlı hava ile yarı destek), hatta bazen solunum cihazı yardımıyla tedavi edilebilir. Yine ısralı ve uzun süren apneler varlığında beyin içine kanama, enfeksiyon, şeker ve kalsiyum düşüklüğü gibi birçok sebep araştırılmalı, varsa düzeltilmelidir.

• Anemi veya düşük kan sayımı, bazen kan naklini gerektirebilir. Yine ani kan düzeyi düşüklükleri halinde iç organ, özellikle de beyin kanamaları araştırılmalıdır.

• Bronkopulmoner Displazi (BPD) veya kronik akciğer hastalığı. Bebek doğumdan sonraki 4. haftayı geçmiş ve/veya 36 haftayı tamamlamış olmasına rağmen halen solunum problemleri ve oksijen ihtiyacı devam ediyorsa bu tanı konur. Diüretikler, bronş açıcılar ve/veya kortizon türü ilaçlardan oluşan uzun süreli bir tedavi ve oksijen desteğine ihtiyaç duyabilirler ve muhtemelen bu rahatsızlığı taşımayanlara kıyasla daha fazla kalori almaları gerekecektir. Bu tür bebekler yaşmalrının ileri safhalrında çok sık hastalanan çok sık bronşit olan çocuklar olarak karşımıza çıkabilirler.

• Prematüre bebeklerde karın kasları ve bağ dokularının zayıflığı nedeniyle kasık fıtığı ve su fıtığı(hidrosel) gibi problemler de daha sık görülmektedir. Su fıtığı genellikle aşırı büyük değilse beklenebilir, ancak hidroselin aksine gereçek fıtıklar genellikle amelyat edilmelidir. Bunun ayrımını mutlaka çocuk hekminiz ve/veya bir çocuk cerrahı yapmalıdır

Kaynak: doktoramcam.com

Yazı kategorisi: BPD, Fıtık, NEC, Olası Riskler, ROP | » yorum bırak;