Diyelim bir bebek bekliyorsunuz; en çok neyi merak edersiniz? Cinsiyetini, göz rengini, saçlarını burnunu, kilosunu… Ultrasonografiden edindiğiniz izlenimlerle, çeşitli fikirler yürütür, sohbetler edersiniz. Ama biri size, bebekle ilgili en önemli isteğinizi sorduğu zaman ilk aklına gelen, göz rengi, burnu, kilosu değildir; “Önce sağlıklı olsun” cümlesi dökülür dudaklarınızdan.
Gerçekten de her bebek için ilk dilek; sağlıktır. İşte bu yüzden hamilelik dönemindeki rutin kontroller, doğacak bebeğin sağlığının takibi açısından son derece önemlidir. Öyle ya karnımız kapalı bir kutu. İçimizde tek bir hücrenin milyonlarca kez bölünerek, küçük bir insan haline gelmesini göremeyiz.
Küçük tekmeleri ve dönmesi dışında bebeğimizin sağlığıyla ilgili bilgi alabileceğimiz kişi; yalnızca doğum uzmanlarıdır. Ancak bazı durumlarda, uzmanların bebeğimizin gelişimiyle ilgili verdiği bilgi tedirgin edicidir. Eğer uzmanınız ‘Rahim içi Gelişme Geriliği’nden bahsediyorsa, artık daha dikkatli ve titizlik göstereceğiniz günler sizi bekliyordur…
RAHİM İÇİ GELİŞME GERİLİĞİ NEDİR?
Uzmanların İntra Uterin gelişme geriliği olarak da tanımladığı Rahim içi Gelişme Geriliği, bebeğin, anne karnındaki gelişiminin ortalama değerlere göre olması gerekenden daha geride bulunması ve olması gereken ile mevcut olan arasındaki farkın giderek daha da artmasıdır.
Örneğin son adet tarihine göre 16 haftalık gebeliği olması gereken bir anne adayının, ultrason ile yapılan ölçümlerinde bebeğinin 13 haftalarda çıkıyor, yani 3 haftalık bir fark söz konusu. Bundan bir ay sonra yapılan değerlendirmelerde ise son adet tarihine göre 16+4 = 20 haftalık olan gebelik yaşı, ultrasonda ise 13+4 = 17 olması beklenirken, diyelim ki 15 haftalık çıkıyor. Bu durumda son adete göre gebelik yaşı ile ultrasona göre gebelik yaşı arasındaki fark 3 hafta iken 1 ay sonra 5 haftaya çıkmış. İşte bu örnekteki gibi, bebeğin gelişiminin giderek daha geri kalması durumu, Rahim içi Gelişme Geriliği olarak adlandırılıyor.
Her yüz hamileden 7’sinde görülen Rahim içi Gelişme Geriliği’nde bebekler akranlarına göre daha küçük dünyaya geliyor. Tabii birçok sorunla beraber… Ancak Rahim içi Gelişme Geriliği’nin çok iyi bilinmemesi nedeniyle bu sorunla doğan bebekler, genellikle prematüre (vaktinden önce doğan) bebeklerle karıştırılıyor. Oysa bu iki durum, sonuç olarak küçük doğmaları nedeniyle birbirine benzeyen bebeklerin doğumuna neden olsa da aralarında temel farklılıklar var.
Prematüre bebek; anne karnında geçirmesi gereken süreyi bütünüyle tamamladığı için hem gelişmesi eksik kalmış, hem de doğum ağırlığı düşük olarak doğmuş oluyor. Bu bebeklerin, normal doğum sürelerini tamamlamadan dünyaya gelmiş olmaları; doğum sonrasında dış dünyaya uyum zorluğu görülüyor. Bunun için de uzmanların tıbbi desteğine ihtiyaç duyuyorlar. Oysa Rahim içi gelişme gelirinde ise, bebeğin anne rahmindeki büyümesi değişik nedenlerle kısıtlanmasına rağmen; organ gelişimi doğumun gerçekleştiği gebelik haftasına tamamen uygun.
BEBEK NASIL ETKİLENİYOR?
Rahim içi Gelişme Geriliği saptanan bebekler çeşitli sağlık sorunu yaşamaya aday olarak dünyaya geliyorlar. Üstelik bu sorunlar yalnızca bebeklik dönemine ait değil. Çocukluk ve ergenlik dönemine de uzayabiliyor. Bu konuda yapılmış araştırma sonuçları durumun ciddiyetini ortaya koyuyor. İşte size çarpıcı bir iki sonuç…
• Büyüme gelişme geriliği olan bebeklerde, normal doğan bebeklere göre, doğum ve doğum sonrası erken dönemde bebek ölüm oranı 8 kat yüksek.
• Doğum öncesi dönemde asfiksi ve buna ait sorunlar, normal doğan bebeklere göre, 5 kat daha yüksek.
• Deri altı dokularındaki yağ ve karaciğerdeki şeker depolarının yetersizliği, doğum sonrası erken dönemde sık olarak vücut ısısı ve kan şekeri düşmesine neden oluyor.
• Büyüme ve gelişme geriliği olan bebeklerin % 30-40′mda öğrenim çağında öğrenme ve davranış bozuklukları ortaya çıkar.
RİSK FAKTÖRLERİNE DİKKAT!
Rahim içi Gelişme Geriliği sorunu yaşayan fetusların (anne karnındaki dönem) yüzde 75′inde bu olaya neden olan çeşitli risk faktörleri söz konusudur. Ancak bu riskler daha çok anne adayında görülen çeşitli hastalıklar, genetik özellikler ve hamilelik sırasındaki olumsuz yaşam koşullarına ait. Araştırmalara göre belirlenen risk faktörleri şunlar;
• Daha önceden aynı sorunlara sahip bir bebek doğurmuş olmak,
• Gebelik zehirlenmesi (eklampsi, preeklampsi)
• Kronik hipertansiyon.
• Diyabet,
• Gebelik süresince sigara kullanımı,
• Özellikle son 3 ayda yetersiz kilo alımı.
Anne adayındaki bu risk faktörlerinin önemli bir kısmı, bebeği anne rahminde besleyen plasenta adı verilen organda, damar hasarı yaratarak, bebeğin beslenmesini kısıtlıyor. Ve bu kısıtlanma farklı durumlar yaratabiliyor. Uzmanların simetrik ya da simetrik olmayan gelişme geriliği olarak açıkladığı bu farklılık sonucu, anne karnındaki gelişimleri de değişiyor.
Rahim içi Gelişme Geriliği ile doğan her yüz bebekten 60′mda karşılaşılan Asimetrik Rahim içi Gelişme Geriliğinde; bebeklerin merkezi sinir sistemini ön planda koruyan mekanizmalar nedeniyle, kafa çapının normal olmasına rağmen, özellikle karın çevresindeki büyüme sınırlı kalıyor.
Asimetrik gelişme geriliğinde, genelde hamileliğin son dönemlerinde aniden ortaya çıkan yüksek tansiyon veya diyabet gibi hastalıkların etkisiyle bebeğin yağ depoları azaldığı için bu şekli alıyor. Her yüz bebekten 40′ında görülen simetrik olarak tanımlanan durumda ise, tüm vücut kısımlarının büyümesi, doğru orantılı olarak geri kalmakta. Ancak bu ciddi sonuçları olan bir durum. Uzmanlara göre simetrik rahim içi gelişme geriliği olması için çok önemli risk faktörlerinin, fetusu etkileyen kromozom kusurlarının veya enfeksiyonların yaşanması gerekiyor.
NASIL TEŞHİS EDİLİR?
Hamilelik döneminde yapılan rutin sağlık kontrolleri sırasında rahmin olması gereken küçük olmasının yanı sıra, ultrasonografide bebeğin haftasına göre olması gereken ağırlıktan düşük, ölçütlerinin de küçük olmasıyla teşhis ediliyor. Bu muayeneler sırasında bebeğin ölçüm değerlerinin normal bebeklere göre alt ve üst sınırlar arasında olması gerekiyor.
Ancak, Rahim içi Gelişim Geriliği tanısı koymanın zor olduğunun bilinmesi gerekiyor. Bu nedenle ultrasonografide bebeğin baş çevresi, baş çapı, karın çevresi ve uyluk kemiği ölçümleri bir arada değerlendiriliyor. Eğer bu ölçümlerde bebek, olması gerekenden 2 haftalık geride ise Rahim içi Gelişme Geriliği düşünülüyor. Rutin takiplerde bu geriliğin devam etmesi tanıyı güçlendiriyor. Rahim içi Gelişme Geriliği konusunda yardımcı bir tanı yöntemlerinde biri de renkli ultrason olarak da bilinen doppler ultrasonografidir. Burada bebeğe giden damarlardaki kan akımları değerlendirilerek, yeterli beslenip beslenmediği kontrol edilebiliyor.
NASIL ÖNLENİR?
Rahim iç Gelişme Geriliği ile mücadelenin yolu; anne adayının öncelikle rutin hamilelik kontrollerini ihmal etmemesi gerekiyor. Çünkü erken dönemde teşhis konulmasıyla anne rahmindeki bebeğin kısıtlı olan beslenmesinin arttırılması sağlanıyor. Beslenmenin çoğalması, bebekte ortaya çıkabilecek sorunların da azalması demek… Gerektiğinde ise, en uygun koşul ve zamanda bebeğin doğumu gerçekleştiriliyor.
Uzmanların, Rahim içi Gelişme Geriliği teşhisi koyduğu anne adaylarında dikkat ettikleri noktalar şunlar;
• Kronik hipertansiyon, diyabet, çok erken yaş (18 yaşından küçük) ve ileri yaş gebeliği (35 yaşından büyük), çoğul gebelik gebelikler, gebelik esnasında beslenme yetersizliği olan gebelerin doğum öncesi takipleri daha sık aralıklarla ve daha detaylı yapılıyor.
• Gebelikte sigara içimine izin verilmiyor.
• Çok ağır efor gerektiren çalışma hayatı ve çevre kirliliğine neden olan koşullarda çalışmaması konusunda uyarılıyor.
• Daha önce başkaca bir nedenle kromozom anomalisi var olan çiftlerden, gebelik öncesinde bu açıdan da bir risk taşıyıp taşımadıklarının belirlenmesi için karyotip tayini adı verilen genetik analizin yapılması isteniyor.
• Anne adayının ve dolayısıyla fetusun muhtemel enfeksiyonlara karşı ya gebelik öncesi Hepatit B ya da tetanoz gibi aşılamalarla ya da gebelik esnasında alınacak tedbirlerle koruması sağlanıyor.
ERKEN DOĞUMA NEDEN OLABİLİR
Rahim içi Gelişme Geriliği durumunda erken teşhis konulması durumunda mevcut sistemik hastalıkların hızlı bir şekilde tedavi edilmesi, sigara içilmesinin engellenmesi, zengin diyet ve bol sıvı alımının sağlanması ve yatak istirahatının desteklenmesi hayat kurtarıcı tedbirler arasında sayılıyor. Ancak bütün bu tıbbi ve destek tedavilerine rağmen bebeğin anne rahmindeki büyüme ve gelişmesindeki kısıtlılık artıyor ya da tamamen duruyorsa; akciğerlerini olgunlaştıracak tedaviler yapılıyor. Ve bebeğin doğum sırasında daha az zarar görmesi gerektiğinden, doğum şekli genellikle sezaryen yöntemiyle gerçekleştiriliyor.
Op.Dr.Özgür Leylek
Kaynak: bebekkokusu.com