Prematüreyiz Biz

Prematüre bebeklerin anne-babalari icin destek grubu

  • Monitörlerin sinir bozucu seslerini unutmayanların, el dezenfektanının kokusunu zaman zaman hatırlayanların, kuvöz camına alnını dayayıp titrek titrek inip kalkan o minik göğüsü saatlerce izleyebilenlerin, besleme tüplerinin inceliğine hayret edenlerin, bebeğinin nefesi durduğunda ölüp sonra yeniden doğanların, kaç aylık/haftalık olduğunu hesaplarken bir kronolojik bir de düzeltilmiş yaş arasında gidip gelenlerin, prematüre bebek bakımının tüm ayrıntılarını öğrenmeye çalısırken kendini doktor gibi hissedenlerin, minik meleklerin sabırlı ailelerinin psikolojik destek ve bilgi alisveris merkezi
  • Arşivler

Archive for Şubat 2007

Minik Bedenin Ev Serüveni

Posted by prematureyizbiz Şubat 20, 2007

 Bir bebek dünyaya getirmek yeterince ürkütücü bir iş; ama bir de bebeğiniz prematüre doğduysa, o zaman onun için daha çok endişelenmeniz normal. Peki prematüre bir bebeğin bakımı nasıl olmalı?

Bir bebeğin hastaneden eve çıkması her zaman için anne ve babaları telaşlandırıyor. Özellikle bebek prematüre ise aileler daha fazla endişe duyuyor. Evet, gerçekten de prematüre bebeklerin bakımı biraz daha zor. Ancak, Alman Çocuk Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Alper Soysal’ın önerileri ile bugünleri kolaylıkla atlatabileceksiniz.

- Bir prematüre bebek hangi şartlar sağlandıktan sonra hastaneden taburcu edilir?
Dr. Alper Soysal: Prematüre bebekler 3-4 şartı yerine getirebildiklerinde taburcu olabilirler. Ne kadar küçük doğmuş olursa olsun; eğer solunum problemi ortadan kalkmışsa, kuvözden çıkartıldığında üşümeyecek kadar kendi ısısını koruyabiliyorsa yani üşümüyorsa ve kendisini büyütebilecek kadar emmek suretiyle beslenebiliyorsa eve taburcu olabilir demektir. Prematüre bebekler bu yeteneklerin hepsini ortalama 34-35 haftalık iken yapabilirler.

- Bebek eve geldikten sonra nasıl bir beslenme düzeni olmalıdır? Hangi miktarda anne sütü veya mama verilmelidir?
Dr. Alper Soysal: Prematüre bir bebek evde 3 saatte bir veya eğer acıkırsa daha erken sürelerle beslenmelidir. Eğer anne sütü varsa anne sütü, yoksa prematüre maması veriyoruz. Anne sütünü de anne sütü güçlendiricisi ile takviye ediyoruz. Burada önemli olan günde ortalama 20-30 gr kilo almasıdır. Taburcu olduktan 1 hafta sonra mutlaka tartı kontrolü yapıyoruz. Haftada ortalama 150-200 gr tartı alması yeterli beslenebildiğini gösterir.

- Prematüre bebeğin sağlığı hakkında kesin fikre sahip olabilmek için doğum zamanı mı yoksa kilosu mu anne ve baba tarafından kriter alınmalıdır?
Dr. Alper Soysal: Hamilelik süresi daha önemlidir. Çünkü 30 haftanın altında doğan bebekler en riskli grubu oluştururlar ve bu bebeklerin onda birinde kalıcı sorunlar gelişebilir. Ancak eğer hamilelik haftası 30 üzerinde ama kilosu 1000 gr altında ise, bu durumda da bazı riskler oluşabilir.

- Prematüre bebeğin evde kullanması gereken ilaçlar anne ve baba tarafından nasıl verilmelidir? Süte karıştırmak uygun mudur?
Dr. Alper Soysal: Genel prensip olarak evde kullanması gereken vitamin ve demir damlalarını direk olarak ağıza damlatmalarını tercih ediyoruz. Süte karıştırılması etkilerini azaltabiliyor.

- Bir prematüre bebek günde ne kadar uyumalıdır?
Dr. Alper Soysal: Her yeni doğan bebek günde ortalama 14-16 saat uyuyabilmesine rağmen kişisel farklılıklar olabilir. Prematüre bebekler ilk haftalarında biraz daha fazla uyuyabilirler.

- Ne zaman ve nasıl yıkanmalıdır?
Dr. Alper Soysal: Prematüre bebeklerin 2-3 günde bir yıkanmalarını tavsiye ediyoruz. Bu süre haftada en az iki olmalıdır. Prematüre bebekleri yıkarken zamanında doğan bebeklere kıyasla daha dikkat edilmeli ve nazikçe yıkanmalıdır.

- Altını ne sıklıkta değiştirmek gerekir? Pişik kremi, pudra, ıslak mendil kullanmak zararlı mıdır?
Dr. Alper Soysal: Altları sık sık değiştirilmeli. Her beslenme öncesi ve sonrasında kontrol edilmeli ve kirli ise değiştirilmelidir. Günde 3-4 kez koruyucu amaçla pişik kremi sürülebilir. Pudra ve ıslak mendil tavsiye etmiyorum. Alt temizliğinin kaynamış temiz suyla ıslatılmış pamuklarla yapılması, tahrişi en aza indirdiğinden daha uygun olur.

- Ne şekilde yatırılmalıdır?
Dr. Alper Soysal: Zamanında doğan çocuklar gibi prematüre bebekler için tüm dünyada tavsiye edilen uyuma pozisyonu sırtüstü pozisyondur. Prematüre bebeklerde “ani beşik ölümü sendromu” daha sık görüldüğünden yatırılma pozisyonuna çok dikkat edilmelidir. Ayrıca bebek sert bir yatakta yatırılmalı, beşik etrafında yumuşak koruyucular kullanılmamalı, yastık kullanılmamalı, beşik içine ayıcık gibi yumuşak oyuncaklar koyulmamalıdır. Üzerine örtülecek battaniye ince ve tercihen delikli olmalı, yumuşak ve kalın yorgan kullanılmamalıdır. Bu önlemlerin hepsi, bebeğin henüz başını kaldıramaması ve tehlike durumunda kendini kurtaramaması nedeniyle ağız ve burnunun kapanıp nefes almasını engellemesin diye alınmaktadır.

- Odasının sıcaklığı kaç derece olmalıdır?
Dr. Alper Soysal: Prematüre bebekler için ilk bir ayda oda sıcaklığı yaklaşık olarak 34-35 derece olmalıdır. Ancak her bebeğin daha rahat ettiği farklı ısı aralığı olabilir. Bu nedenle eğer mevcut ısıda iken bebeğin yüzü, kulakları ve burnu üşüyor ise sıcaklı bir derece artırılabilir. Aynı zamanda, özellikle çok küçük doğanlarda bebeğin vücut ısısını kontrol etmek en iyisidir. Vücut ısısı en kolay koltuk altından bir derece ile ölçülür ve 36.5-37 derece olması idealdir. 36.5 altında üşümüştür, 37 üstünde ise ısınmış demektir.

- Ne kadar süre ile karantina durumu devam etmelidir?
Dr. Alper Soysal: Aslında karantina durumu değil, ancak bazı şeylere daha fazla dikkat ediyoruz. Örneğin bebeğe dokunmadan, kucağa almadan, beslemeden veya mamasını hazırlamadan önce ellerimizi mutlaka sabunlu su ile yıkamalıyız. Eğer ev halkından bir kişi gribal bir enfeksiyon geçiriyorsa, bebeğe yaklaşmasa dahi ev içindeyken mutlaka maske takmalı. Taburcu olduktan sonra 1.5-2 ay ev dışına çıkmalarını ve yine bu aylar arasında ev içinde kalabalık toplantılar yapılmasını istemiyoruz.

- Giyiminde dikkat edilecek noktalar var mıdır?
Dr. Alper Soysal: Genellikle aileler prematüre olsun veya olmasın bebeklerini kat kat giydirmeye eğilimli oluyorlar. Bunu istemiyoruz. Oda ısısı uygun seviyede ise, bir body, bir tulum ve üzerine bir veya iki katlı ince bir battaniye yeterlidir. Ancak yine de ilk günlerde bebeğin ısısı iyi kontrol edilmelidir.

- Eve çıktıktan sonra yaptırılması gereken testler var mıdır? Varsa bu testler nelerdir?
Dr. Alper Soysal: Prematüre bebeklere hamilelik süresine göre birtakım tetkikler yapılır. Bunların bir kısmı eve taburcu olduktan sonra devam edebilir. Özellikle göz muayenesi, işitme tarama testi doktorunun önerisine göre yapılmalıdır. Prematüre bebeklerde kansızlık ve kemikte mineral azlığı daha fazla görülür ve bu durum kan tetkikleri ile takip edilmelidir.

Kaynak: genelforum.gen.tr

Posted in Bakım, Sık Sorulanlar, Yenidoğan | Leave a Comment »

Rahim İçi Gelişme Geriliği

Posted by prematureyizbiz Şubat 16, 2007

Diyelim bir bebek bekli­yorsunuz; en çok neyi merak edersiniz? Cinsi­yetini, göz rengini, saçla­rını burnunu, kilosunu… Ultrasonografiden edindiğiniz izlenimlerle, çeşitli fikirler yürütür, sohbetler edersiniz. Ama biri size, bebekle il­gili en önemli isteğinizi sorduğu za­man ilk aklına gelen, göz rengi, burnu, kilosu değildir; “Önce sağlıklı olsun” cümlesi dökülür du­daklarınızdan.

Gerçekten de her bebek için ilk dilek; sağlıktır. İşte bu yüzden hamilelik dönemindeki rutin kontroller, doğacak bebeğin sağlığının takibi açısından son de­rece önemlidir. Öyle ya karnımız kapalı bir kutu. İçimizde tek bir hücrenin milyonlarca kez bölüne­rek, küçük bir insan haline gelme­sini göremeyiz.

Küçük tekmeleri ve dönmesi dışında bebeğimizin sağlı­ğıyla ilgili bilgi alabileceğimiz kişi; yalnızca doğum uzmanlarıdır. An­cak bazı durumlarda, uzmanların bebeğimizin gelişimiyle ilgili verdi­ği bilgi tedirgin edicidir. Eğer uz­manınız ‘Rahim içi Gelişme Geriliği’nden bahsediyorsa, artık daha dikkatli ve titizlik göstereceğiniz günler sizi bekliyordur…

RAHİM İÇİ GELİŞME GERİLİĞİ NEDİR?

Uzmanların İntra Uterin gelişme geriliği olarak da tanımladığı Ra­him içi Gelişme Geriliği, bebeğin, anne karnındaki gelişiminin ortala­ma değerlere göre olması gereken­den daha geride bulunması ve ol­ması gereken ile mevcut olan ara­sındaki farkın giderek daha da art­masıdır.

Örneğin son adet tarihi­ne göre 16 haftalık gebeliği olması gereken bir anne adayının, ultrason ile yapılan ölçümlerinde bebeğinin 13 haftalarda çıkıyor, yani 3 hafta­lık bir fark söz konusu. Bundan bir ay sonra yapılan değerlendirmeler­de ise son adet tarihine göre 16+4 = 20 haftalık olan gebelik yaşı, ultrasonda ise 13+4 = 17 olması bek­lenirken, diyelim ki 15 haftalık çı­kıyor. Bu durumda son adete göre gebelik yaşı ile ultrasona göre ge­belik yaşı arasındaki fark 3 hafta iken 1 ay sonra 5 haftaya çıkmış. İşte bu örnekteki gibi, bebeğin gelişiminin giderek daha geri kalması durumu, Rahim içi Gelişme Geriliği olarak adlandırılıyor.

Her yüz hamileden 7′sinde görülen Rahim içi Gelişme Geriliği’nde bebekler akranlarına göre daha küçük dünyaya geliyor. Tabii birçok sorunla beraber… Ancak Rahim içi Gelişme Geriliği’nin çok iyi bilinmemesi nedeniyle bu sorunla doğan bebekler, genellikle prematüre (vaktinden önce doğan) bebeklerle karıştırılıyor. Oysa bu iki durum, sonuç olarak küçük doğmaları nedeniyle birbirine benzeyen bebeklerin doğumuna neden olsa da aralarında temel farklılıklar var.

Prematüre bebek; anne karnında geçirmesi gereken süreyi bütünüyle tamamladığı için hem gelişmesi eksik kalmış, hem de doğum ağırlığı düşük olarak doğmuş oluyor. Bu bebeklerin, normal doğum sürelerini tamamlamadan dünyaya gelmiş olmaları; doğum sonrasında dış dünyaya uyum zorluğu görülüyor. Bunun için de uzmanların tıbbi desteğine ihtiyaç duyuyorlar. Oysa Rahim içi gelişme gelirinde ise, bebeğin anne rahmindeki büyümesi değişik nedenlerle kısıtlanmasına rağmen; organ gelişimi doğumun gerçekleştiği gebelik haftasına tamamen uygun.

BEBEK NASIL ETKİLENİYOR?

Rahim içi Gelişme Geriliği saptanan bebekler çeşitli sağlık sorunu yaşamaya aday olarak dünyaya geliyorlar. Üstelik bu sorunlar yalnızca bebeklik dönemine ait değil. Çocukluk ve ergenlik dönemine de uzayabiliyor. Bu konuda yapılmış araştırma sonuçları durumun ciddiyetini ortaya koyuyor. İşte size çarpıcı bir iki sonuç…

• Büyüme gelişme geriliği olan bebeklerde, normal doğan bebeklere göre, doğum ve doğum sonrası erken dönemde bebek ölüm oranı 8 kat yüksek.

• Doğum öncesi dönemde asfiksi ve buna ait sorunlar, normal doğan bebeklere göre, 5 kat daha yüksek.

• Deri altı dokularındaki yağ ve karaciğerdeki şeker depolarının ye­tersizliği, doğum sonrası erken dö­nemde sık olarak vücut ısısı ve kan şekeri düşmesine neden oluyor.

• Büyüme ve gelişme geriliği olan bebeklerin % 30-40′mda öğrenim çağında öğrenme ve davranış bo­zuklukları ortaya çıkar.

RİSK FAKTÖRLERİNE DİKKAT!

Rahim içi Gelişme Geriliği sorunu yaşayan fetusların (anne karnında­ki dönem) yüzde 75′inde bu olaya neden olan çeşitli risk faktörleri söz konusudur. Ancak bu riskler daha çok anne adayında görülen çeşitli hastalıklar, genetik özellikler ve hamilelik sırasındaki olumsuz ya­şam koşullarına ait. Araştırmalara göre belirlenen risk faktörleri şun­lar;

• Daha önceden aynı sorunlara sa­hip bir bebek doğurmuş olmak,

• Gebelik zehirlenmesi (eklampsi, preeklampsi)

• Kronik hipertansiyon.

• Diyabet,

• Gebelik süresince sigara kullanımı,

• Özellikle son 3 ayda yetersiz kilo alımı.

Anne adayındaki bu risk faktörleri­nin önemli bir kısmı, bebeği anne rahminde besleyen plasenta adı ve­rilen organda, damar hasarı yara­tarak, bebeğin beslenmesini kısıtlı­yor. Ve bu kısıtlanma farklı du­rumlar yaratabiliyor. Uzmanların simetrik ya da simetrik olmayan gelişme geriliği olarak açıkladığı bu farklılık sonucu, anne karnındaki gelişimleri de değişiyor.

Rahim içi Gelişme Geriliği ile doğan her yüz bebekten 60′mda karşılaşılan Asi­metrik Rahim içi Gelişme Gerili­ğinde; bebeklerin merkezi sinir sis­temini ön planda koruyan meka­nizmalar nedeniyle, kafa çapının normal olmasına rağmen, özellikle karın çevresindeki büyüme sınırlı kalıyor.

Asimetrik gelişme gerili­ğinde, genelde hamileliğin son dö­nemlerinde aniden ortaya çıkan yüksek tansiyon veya diyabet gibi hastalıkların etkisiyle bebeğin yağ depoları azaldığı için bu şekli alı­yor. Her yüz bebekten 40′ında gö­rülen simetrik olarak tanımlanan durumda ise, tüm vücut kısımları­nın büyümesi, doğru orantılı ola­rak geri kalmakta. Ancak bu ciddi sonuçları olan bir durum. Uzman­lara göre simetrik rahim içi gelişme geriliği olması için çok önemli risk faktörlerinin, fetusu etkileyen kro­mozom kusurlarının veya enfeksi­yonların yaşanması gerekiyor.

NASIL TEŞHİS EDİLİR?

Hamilelik döneminde yapılan rutin sağlık kontrolleri sırasında rahmin olması gereken küçük olmasının yanı sıra, ultrasonografide bebeğin haftasına göre olması gereken ağır­lıktan düşük, ölçütlerinin de küçük olmasıyla teşhis ediliyor. Bu muayeneler sırasında bebeğin ölçüm değerlerinin normal bebeklere göre alt ve üst sınırlar arasında olması gerekiyor.

Ancak, Rahim içi Gelişim Geriliği tanısı koymanın zor olduğunun bi­linmesi gerekiyor. Bu nedenle ult­rasonografide bebeğin baş çevresi, baş çapı, karın çevresi ve uyluk ke­miği ölçümleri bir arada değerlen­diriliyor. Eğer bu ölçümlerde be­bek, olması gerekenden 2 haftalık geride ise Rahim içi Gelişme Gerili­ği düşünülüyor. Rutin takiplerde bu geriliğin devam etmesi tanıyı güçlendiriyor. Rahim içi Gelişme Geriliği konusunda yardımcı bir tanı yöntemlerinde biri de renkli ultrason olarak da bilinen doppler ultrasonografidir. Burada bebeğe giden damarlardaki kan akımları değerlendirilerek, yeterli beslenip beslenmediği kontrol edilebiliyor.

NASIL ÖNLENİR?

Rahim iç Gelişme Geriliği ile müca­delenin yolu; anne adayının önce­likle rutin hamilelik kontrollerini ihmal etmemesi gerekiyor. Çünkü erken dönemde teşhis konulmasıy­la anne rahmindeki bebeğin kısıtlı olan beslenmesinin arttırılması sağ­lanıyor. Beslenmenin çoğalması, bebekte ortaya çıkabilecek sorunların da azalması demek… Gerekti­ğinde ise, en uygun koşul ve za­manda bebeğin doğumu gerçekleş­tiriliyor.

Uzmanların, Rahim içi Gelişme Geriliği teşhisi koyduğu anne adaylarında dikkat ettikleri nokta­lar şunlar;

• Kronik hipertansiyon, diyabet, çok erken yaş (18 yaşından küçük) ve ileri yaş gebeliği (35 yaşından büyük), çoğul gebelik gebelikler, gebelik esnasında beslenme yetersizliği olan gebelerin doğum öncesi takip­leri daha sık aralıklarla ve daha detaylı yapılıyor.

• Gebelikte sigara içimine izin ve­rilmiyor.

• Çok ağır efor gerektiren çalışma hayatı ve çevre kirliliğine neden olan koşullarda çalışmaması konu­sunda uyarılıyor.

• Daha önce başkaca bir nedenle kromozom anomalisi var olan çift­lerden, gebelik öncesinde bu açıdan da bir risk taşıyıp taşımadıklarının belirlenmesi için karyotip tayini adı verilen genetik analizin yapılması isteniyor.

• Anne adayının ve dolayısıyla fetusun muhtemel enfeksiyonlara karşı ya gebelik öncesi Hepatit B ya da tetanoz gibi aşılamalarla ya da gebelik esnasında alınacak ted­birlerle koruması sağlanıyor.

ERKEN DOĞUMA NEDEN OLABİLİR

Rahim içi Gelişme Geriliği duru­munda erken teşhis konulması du­rumunda mevcut sistemik hastalık­ların hızlı bir şekilde tedavi edilme­si, sigara içilmesinin engellenmesi, zengin diyet ve bol sıvı alımının sağlanması ve yatak istirahatının desteklenmesi hayat kurtarıcı ted­birler arasında sayılıyor. Ancak bü­tün bu tıbbi ve destek tedavilerine rağmen bebeğin anne rahmindeki büyüme ve gelişmesindeki kısıtlılık artıyor ya da tamamen duruyorsa; akciğerlerini olgunlaştıracak teda­viler yapılıyor. Ve bebeğin doğum sırasında daha az zarar görmesi ge­rektiğinden, doğum şekli genellikle sezaryen yöntemiyle gerçekleş­tiriliyor.

Op.Dr.Özgür Leylek

Kaynak: bebekkokusu.com

Posted in Gelişme Geriliği, Olası Riskler | Leave a Comment »

Yeme Yutma Bozuklukları

Posted by prematureyizbiz Şubat 16, 2007

“Disfalji” de denen yutma bozuklukları merkezi sinir sistemi hastalıkları, gastroentestinal hastalıklar, prematüre doğum veya düşük doğum kilosu, damak/dudak yarıkları, solunum problemleri veya kalp hastalıkları gibi durumlardan kaynaklanabilir. Ayrıca otizm veya zihinsel gelişim problemi yaşayan çocuklarda da yutma veya yeme bozuklukları görülebilir…

Yutma ve yeme bozuklukları olan çocuklar konuşma ve lisan patologlarının tedavilerine katkıda bulundukları en karmaşık hasta gruplarından biridir. “Disfalji” de denen yutma bozuklukları merkezi sinir sistemi hastalıkları, gastroentestinal hastalıklar, prematüre doğum veya düşük doğum kilosu, damak/dudak yarıkları, solunum problemleri veya kalp hastalıkları gibi durumlardan kaynaklanabilir. Ayrıca otizm veya zihinsel gelişim problemi yaşayan çocuklarda da yutma veya yeme bozuklukları görülebilir.

Yeme ve yutma bozukluğu olan çocuklar disfaljinin şiddetine, tipine ve buna sebep olan hastalığa göre anne babalara çok farklı işaretler verebilirler. Çok tipik semptomlar şunlardır;

* Çiğneme güçlüğü

* Biberondan veya bardaktan bir şey içmede sorlanma

* Annenin memesini alamama

* Yemek veya içeceği reddetme

* Yeme veya içme esnasında sıkça öksürme

* Çok fazla salya akıtma, ağızda yemek ve içeceği tutamayarak akıtma

* Sıvıların burundan çıkması

* Öğürme

* Öğünlerde kusma

* Öğün zamanı huysuzlaşma ve ağlama

* Sadece belli kıvamda veya belli çeşit gıdaları kabul etme (örneğin sadece blenderda çekilmiş gıdaları yeme)

* Sık üst solunum yolu enfeksiyonu veya zatürree geçirme

* Yaşına uygun kilo alamama

Eğer çocuğunuzun herhangi bir şekilde bir yeme problemi olduğundan şüphe ediyorsanız; ilk yapacağınız, hiç vakit kaybetmeden sizi takip eden çocuk doktoruyla bağlantıya geçmek olmalıdır. Doktorunuzun yapacağı detaylı muayene reflü ve metabolik sendromlar gibi yeme veya yutma problemi olduğu belirlenirse ihtiyaca göre çeşitli tedavi şekilleri belirlenebilir.

Tedaviden maksimum faydanın sağlanabilmesi ve hiçbir şeyin gözden kaçmaması için çocuğunuzun, içinde konuşma ve lisan patoloğunun da bulunduğu bir ekip tarafından takip edilmesi gerekir. Çocuk doktoru, pediatrik gastroentrolog, diyet uzmanı ve psikolog bu takımın diğer önemli üyeleridir.

Değerlendirme aşamasında konuşma ve lisan patoloğunun görevi çocuğunuzun yutmanın hangi aşamalarında ve ne tip yiyecek ve içeceklerde problem yaşadığını belirlemek ve sonrasında da bu bulgular ışığında bir rehabilitasyon programı çizmektir. Rehabilitasyon lokmayı ağızdan daha rahat manipüle etmeyi, farklı yemek ve likitlere karşı olan toleransın arttırılmasını, emme ve içme kabiliyetinin geliştirilmesini, hava yolunu tehlikeye sokmadan güvenli yutma tekniklerinin öğrenilmesini veya çocuğun ihtiyacına göre farklı davranışsal terapi tekniklerini içerebilir.

Aile üyeleri açısından çocuğun probleminin ne olduğunu ve tedavi planını iyi anlamak, tedavinin düzenini aksatmamak, öğrenilen teknikleri evde de uygulamaya çalışmak ve çocuğun tedavisinin parçası olan herkesle bağlantı halinde olarak tedavinin gelişim sürecini iyi takip etmek tedavinin başarısı açısından başta gelen noktasıdır.

E. Burcu Ardaman
Konuşma ve Lisan Patoloğu

Kaynak: annelergrubu.com

Posted in Beslenme, Olası Riskler | 1 Comment »

 
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.